Trophic Positioning and Habitat Ecology: A Comparative Review of PFAS Bioaccumulation Dynamics in Pelagic versus Demersal Fish Species
Anahtar Kelimeler:
PFAS- PFOS- pelagic Fish,- Demersal Fish- Bioaccumulation- Ssediment-Water Interface- seafood SafetyÖzet
Per- ve polifloroalkyl maddeler (PFAS), sucul ekosistemler ve insan tüketimi açısından ciddi riskler oluşturan, küresel ölçekte endişe kaynağı kalıcı çevresel kirleticiler olarak ortaya çıkmıştır. Bu "sonsuz kimyasallar", olağanüstü kimyasal kararlılıkları ve amfifilik (hem su hem yağ seven) yapıları nedeniyle, deniz ve tatlı su besin ağlarında etkili bir şekilde biyolojik olarak birikmektedir (biyomagnifikasyon). Ancak, PFAS'ın su sütunundaki mekansal dağılımı, pelajik (yüzey-orta su) ve demersal (taban/dip) balık türleri arasında farklı biyoakümülasyon yollarına yol açmaktadır. Bu habitata özgü farklılıkların anlaşılması, doğru ekolojik risk değerlendirmeleri ve hedefe yönelik gıda güvenliği izleme çerçevelerinin geliştirilmesi için büyük önem taşımaktadır.Su sütununun üst kısımlarını işgal eden pelajik türler (örneğin uskumru, ton balığı ve lüfer), solungaç alımı ve pelajik besin ağları yoluyla temel olarak suda çözünen PFAS fraksiyonlarına ve oldukça hareketli, kısa zincirli alternatiflere maruz kalmaktadır. Bu türler genellikle yüksek metabolik hızlara ve geniş göç modellerine sahip olduklarından, PFAS profilleri su kirliliğindeki yatay mekansal değişimlerden ve hızlı trofik (besinsel) transferden büyük ölçüde etkilenir. Buna karşılık, deniz tabanına yakın yaşayan demersal ve bentik türler (örneğin yassı balıklar/kalkan, morina ve kalkan balığı), organik maddeye güçlü bir şekilde bağlanan ve bentik sedimentlerde biriken perflorooktan sülfonat (PFOS) gibi uzun zincirli PFAS varyantlarına karşı oldukça savunmasızdır. Demersal besin ağları, doğası gereği detritel (organik atık) yollarla ve sedimentte yaşayan organizmalarla bağlantılıdır; bu da uzun süreli ve kronik bir maruziyet matrisiyle sonuçlanır.Son toksikokinetik çalışmalar, pelajik balıkların değişken yüzey suyu konsantrasyonlarına karşı genellikle hızlı tepki dinamikleri gösterdiğini, demersal türlerin ise hidrofobik, uzun zincirli karboksilik ve sülfonik PFAS için önemli ölçüde daha yüksek kararlı durum biyokonsantrasyon faktörleri ve daha büyük bir vücut yükü sergileme eğiliminde olduğunu göstermektedir. Bu karşılaştırmalı analiz; habitat ekolojisi, sediment etkileşimi ve trofik konumlandırmanın PFAS doku dağılımının birincil belirleyicileri olduğunu vurgulamaktadır. Sonuç olarak, insan diyetindeki kimyasal maruziyet risklerini doğru bir şekilde azaltmak adına, güçlü çevresel izleme ve su ürünleri güvenliği düzenlemeleri, pelajik ve demersal habitatları birbirinden ayıran tabakalı örnekleme stratejilerini uygulamaya koymalıdır.
